ESKAL Dernek

Eskişehir Koleji Mezunlar Derneği 1968 yılında Buluç Başaran, Can Delikliler, Zevaiddin Özcan, Halit Öztürk ve İbrahim Sirer tarafından kurulmuştur. İlk mezunlarını 1962 yılında veren okulumuz, ilk kız öğrencilerini de 1971 yılında mezun etmiştir. Halen faal olarak çalışan derneğimizin en önemli etkinliklerinden biri, her yıl mezunları bir araya getiren geleneksel baloyu organize etmektir.

Adres

Kırmızıtoprak Mah. Ilgazdağı Sok.
No:9/2
Telefon & E-Posta

(222) 234 33 25

ealmezunlardernegi@hotmail.com

Son HaberlerBizi Takip Edin

Nilgün KAŞİFOĞLU

Nilgün KAŞİFOĞLU

Akademisyen, 1994 yılı mezunu.

1976 Eskişehir doğumlu olan Prof. Dr. Nilgün KAŞİFOĞLU, İlkokul beşinci sınıftan sonra Anadolu Lisesi sınavını kazanarak Eskişehir Anadolu Lisesine başladığını söyledi. 1994 yılında Eskişehir Anadolu Lisesinden mezun oldu ve üniversite sınavında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesini tercih etti. Altı yıllık tıp eğitimini tamamladıktan sonra 2000’de mezun oldu. 2001 yılında da uzmanlık sınavını kazanarak Tıbbi Mikrobiyoloji ihtisasına başlayıp 2005 yılında da uzman doktor ve öğretim görevlisi olarak devam ettiğini belirten KAŞİFOĞLU, “Daha sonra yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanlarını aldım ve o dönemden beri burada öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Eskişehir dışında başka hiçbir yerde eğitim görmedim. Eskişehir’i çok seviyorum ve çalışma hayatımın tamamını da burada geçirdim.” dedi.

Beşinci sınıfta Anadolu Lisesi sınavlarına hazırlanarak bunun için gerçekten emek harcadığını söyleyen KAŞİFOĞLU devam etti: “Annem ve babam öğretmendi ve iyi bir ortaokul ve lise eğitimim için bunu çok önemsiyorlardı. Dolayısıyla beşinci sınıfta bu sınav için hazırlandım ve kazandım. Kazandığımı duyduğumda tabi ki çok mutlu oldum. Çünkü burada alacağım eğitim benim bundan sonraki hayatımı şekillendirecekti. O dönemde sınav ilanları internette değil gazeteden duyurulurdu ve kendi ismimizi arardık. Tabi heyecanlı bir süreç. Orada isminizi arıyorsunuz ilk başta bulamıyorsunuz ama gördüğümde tabi ki çok mutlu oldum. Verdiğim emeğin karşılığını almıştım ve iyi bir eğitim alacağımı bildiğim için çok sevinçliydim. Ondan sonrasında hazırlık, üç yıl ortaokul, üç yıl lise ve toplam yedi yıl çok kaliteli bir eğitim aldım. O dönemde beşinci sınıftaki sınavlardan sonra okullara yerleştiriliyorduk. Ortaokul ve liseyi bütün olarak okuduk. Biz o yaşlarda bunun ne kadar önemli olduğunun farkında değildik ama ailemizin yönlendirmesi çok önemliydi. Emek verip kazanınca da çok mutlu olduk, hem ben hem de ailem.” 

Kolej yedi yıl, hem çocukluk hem gençlik dönemleri açısından büyük bir önem taşıyor diyen KAŞİFOĞLU, insan hayatı için o yedi yıllık sürenin hiç unutulmadığını da söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Hatırladığım çok anı var. Mesela aklıma gelen, yıl başı dönemiydi. Evden bir sürü süs getirdik. Küçük bir yer süsleyeceğimizi zannediyoruz ama bize bahçedeki büyük bir çam ağacı gösterildi süslememiz için. O bizim için çok keyifliydi. Ana bina ile spor salonu arasındaki o kocaman çam ağacını bütün sınıflarla beraber süslemiştik. Onun dışında bir tane daha anım var. Yedinci sınıftaydık. Bir Cuma günü matematik sınavı olacağız fakat sınavı yapacak öğretmenimiz raporluymuş. Sınav ertelendi diye söylediler. Biz de öyle söyledikleri için çalışmadık. Sonra sınav saati başka bir matematik öğretmenimiz elinde sınav kağıtlarıyla sınıfa girdi. Öğretmeniniz sınav kağıtlarını bırakmıştı, sınav olacaksınız dedi. Soruları cevaplamaya çalışıyorum ben ama bir türlü sonuç çıkmıyor. Sonradan öğrendik ki arkadaşlarımızın ve öğretmenimizin hazırladığı bir şaka imiş bu. El yazısı da öğretmenimize çok benzeyen bir arkadaşımız hazırlamış sınav kağıtlarını. Böyle bir organizasyonla sınıftakilere yapılmış bir şaka imiş. O dönemler takdir alacağız, notlarımız düşmesin, yüksek not alacağız çabası var, sınavlar çok önemli. Bize böyle bir şaka yapılmıştı. Yedi yılı düşününce keyifli geçti. Çocukluktan gençliğe birlikte büyüdük. Geçmişe dönüp baktığımda çok keyifliydi.”

“Diğer arkadaşlarım için de öyle olabilir fakat benim için de sınavlar önemliydi. Düşük not aldığımda çok üzülürdüm. Bana onunla ilgili takılmış lakaplar olabilir. Biraz çocukluğun da verdiği toylukla sınavlar önemliydi o dönem hayatımızda. Kötü not almak istemezdik.” diyerek ekledi: “Yıllık buluşma haricinde arkadaşlarımla pek fazla görüşemiyorum çünkü sosyal medyayı çok fazla kullanamıyorum. Arkadaşlarımın çoğundan koptum açıkçası. Bu beni üzüyor ama bizim hastanemizde ya da üniversitemizde olan arkadaşlarım var. Onlarla görüşüyorum ara ara. Onun dışında açıkçası lise arkadaşlarımla diyaloglarımı çok sıkı devam ettiremedim maalesef çünkü hem üniversite hayatım hem onun arkasından gelen ihtisas yoğun bir süreçti benim için. Altı yıl üniversite, dört yıl onun üzerine ihtisas karmaşasıyla birazcık maalesef koptum arkadaşlarımdan ama dediğim gibi Eskişehir içindeki hatta üniversitedeki arkadaşlarımla görüşüyorum ara ara. Hem yedi yıl insan hayatında önemli bir süreç. Hep beraber bir aile gibi geçirdik o dönemi. Benim kardeşim yok ama oradaki arkadaşlarımla çok samimiydim. Sonrasında da görüştüm ama dediğim gibi hem iş yoğunluğu nedeniyle diyaloglarımız koptu maalesef. Fakat bağımız halen devam ediyor. Mesela geçen yılki baloya gittiğimde sanki hiç araya zaman girmemiş, sanki hala o dönemdeymişiz gibi. Bir araya gelince o lise çağına geri dönülüyor. Birbirimizi özlüyoruz.”

Lisede ve çocukluğundan beri hep doktor olma isteği olan KAŞİFOĞLU, İnsanın aslında önüne hedef koyması güzel birşey diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Lisede de hem keyifli bir lise hayatı geçirdim hem de dediğim gibi çok kaliteli bir eğitim aldım. Lisede o dönem yeni gelen bir kuralla biz kredili sisteme tâbi olmuştuk ve kredilerimizi tamamladığımız zaman Ocak ayı içerisinde mezun olmuştuk. Erken bir mezuniyetti. Ocak’tan sonraki dönemi üniversite sınavına hazırlık için kullandık. Bir yandan avantajlıydı ama bir yandan da arkadaşlarımızdan erken bir dönemde ayrılmak zorunda kalmıştık. Lise gibi keyifli bir süreci erken bitirmiştik. Ocak ayında mezun olmuştuk ama asıl mezuniyet törenimizi Haziran ayı içerisinde yapmıştık. O süreçte üniversite sınavına hazırlanmak için bize bir fırsattı. Lisede hem eğitim açısından hem de sosyallik açısından farklı bir eğitim aldık, Eskişehir içerisindeki pek okula göre kıyaslayacak olursak. Öğretmenlerimiz, eğitim sistemimiz, İngilizce eğitimimiz çok farklıydı bizim. Bunun avantajını hep hissettim. İlkokuldan sonra aldığım o İngilizce eğitim çok ciddi bir avantaj getirmişti bize. Ortaokuldaki matematik ve fen gibi derslerimizi de İngilizce gördük. Bu bize avantaj getirmişti çünkü küçük yaşta öğrendiğinizde daha kalıcı oluyor.”

Lisede aldığı bu eğitim ve bilincin her zaman akademik hayattaki sürece de yansıdığını belirten KAŞİFOĞLU devam etti: “Oradaki çalışma disiplini üniversitede de benim avantajım oldu. Çünkü dediğim gibi o dönem Eskişehir içerisindeki çok farklı ve çok kaliteli bir okul. Halen kalitesini sürdürüyor ama o dönem daha farklıydı. Eskişehir içerisindeki en iyi okuldu ve bunu hep hissettik. Şimdi önünden geçerken bile hep bir yanım orada. Bütün çocukluğum ve gençliğim. Çok özel bir yeri var Anadolu Lisesinin benim hayatımda. Üniversite sınavında biraz önce de belirttiğim doktor olmayı çok istemiştim ve sınavda da tek tercih yaparak buraya geldim. Başka hiçbir şehri ve fakülteyi tercih etmedim. Biz o dönem sınava giderken yanımızda tercih formumuzu da götürürdük. Tek bir yeri tercih ederek bu üniversiteye geldim ve o altı yıllık süreçte de okurken hep Anadolu Lisesi mezunuyum diye gururla söylerdim arkadaşlarıma. Pek çok arkadaşımla burada tekrar buluştuk. Samimi olduğum arkadaşlarımdan bir tanesiyle birlikte kazanmıştım. Üniversite hayatımda da onunla birlikteydik. Yani o Anadolu Lisesi kimliği hep bizimle birlikteydi açıkçası. Dolayısıyla bu okulu kazanıp da o eğitimi almak önemli bir dönüm noktasıydı bizim için. Ardından da tabi ki üniversite eğitimi, uzmanlık ve uzmanlıktan sonra buradaki eğitime devam edişim iki kritik dönem benim için. Hem iyi bir ortaokul, hem hazırlık döneminde iyi bir İngilizce, sonrasında iyi bir lise eğitimi ve ardından da üniversitede istediğim yeri kazanıp da o sürece dahil olmak önemliydi benim için.”

İlerleyen süreçteki isteklerini ise şu şekilde aktardı: “Gelecekte de başarılı iyi bir akademisyen, ve iyi bir hekim olma isteklerim tabi ki devam ediyor. Bunun yanında da mutlu keyifli bir hayat sürmek her insanın olduğu gibi. Hedeflediğim yerdeyim tabi ki. Bu bir insan için çok mutluluk verici.”

Anadolu Lisesi mezunu olmanın çok ayrıcalıklı birşey olduğunu söyleyen KAŞİFOĞLU ekledi: “Derslere gittiğimde soruyorum hangi liseden mezunsunuz diye. EAL mezunuyum dediklerinde ailedenmiş gibi farklı hissediyorum. Ben de o liseden mezunum diyorum. Neler oldu, neler değişti diye soruyorum. Anadolu Lisesi hem fiziki hem eğitim açısından hep aklımda. Ortaokul ve lise keyifli süreçler ama biz o sürecin içerisindeyken keyfini anlayamıyoruz maalesef. Ders ve sınav stresiyle beraber. Önemli olan onları çok keyifli geçirmek. Ben şimdi üniversite sınavına hazırlananlara da söylüyorum. Lise son sınıf benim hayatımdaki en keyifli yıldı. Bir amaç için uğraşıyorsunuz ve sınav stresiniz var ama arkadaşlarınızla birlikte bir hedefe yönelmiş çalışıyorsunuz. Emek harcıyorsunuz ve bir aradasınız, kardeş gibi olmuşsunuz artık. O çok keyifli bir süreçti. Şimdi gençlere de onu tavsiye ediyorum. Sınav ve ders kaygısıyla o keyifli zamanı kaçırmayın. Hem sosyal açıdan hem eğitim açısından hep kaliteli zaman geçirin. Çünkü hep iyi bir şekilde hatırlıyoruz o günleri ve anlamsız küçük şeylere üzdüğümüzde kendimizi ah keşke daha keyifli olsaydık diyoruz. Yani onun tadına vararak ortaokulu ve liseyi geçirmelerini tavsiye ediyorum gençlere. Bir de tabi ki kendilerine hedef koymaları önemli. Gelecekte ne yapmak istediklerini bilmeleri önemli. Ona yönelik kaliteli vakit geçirip, ders zamanında kaliteli ders çalışıp, onun dışında sosyal hayatlarını da dolu dolu geçirmelerini tavsiye ediyorum. Üniversitemizde de benden büyük mezunları gördüğümde, böyle bir Anadolu Liseli kimliğini gördüğümde diyorum gerçekten bize onu hissettirmişlerdi okulda. İyi bir eğitim, iyi bir kimlik kazandırmışlardı. Onun avantajını hep gördüm. Şimdi öğrencilere bakıyorum. ‘Bizim sosyal hayatımız çok iyi geçiyor. Piyano çalıyoruz. Maçlara gidiyoruz’ vs. diyorlar. Ben düşünüyorum bundan 25-30 yıl önce biz zaten müzik dersini piyano eşliğinde Adalet Hoca’mızla geçirirdik. O dönem org çalardık. Korolarımız vardı. Maçlara giderdik. Yani o dönem, şu an pek çok öğrencinin avantaj dediği şeyleri biz 30 yıl önce yaşıyorduk. Çok güzel laboratuvarlarımız vardı. Bilgisayarlar, mikroskoplar, o dönemlerde bile biz onlarla tanışmıştık. Sosyal ve sanatsal olarak da çok donanımlı bir okuldu. Ayrı bir spor salonumuz vardı. Orada maçlar yapılırdı. İsteyen öğrenci gider öğlen arasında koşar ve çalışırdı. Çok güzel imkanlar sundu okul bize. Her şey elimizin altında ve ulaşılabilirdi.”

Prof. Dr. Nilgün KAŞİFOĞLU son olarak derneğimizle ilgili şunları kaydetti: “Dernek tabi ki çok önemli bir yer tutuyor. Bizi bir arada tutabilmek, iletişimi sağlayabilmek ve o Anadolu Liseli hissini korumak için çok önemli. Dernekle irtibatı kesmemek ve sürekli iletişim halinde olmak gerekiyor. Derneğin önemli olduğunu düşünüyorum bu konuda. Ulaşamadığımız arkadaşlarımızı derneğe katmak gerekiyor. Derneğe üye olamamış arkadaşlarımızı haberdar edip böyle bir bütünlüğü sağlamak adına. Farklı dönem mezunlarını ve farklı kuşakları da bir araya getirdiği için çok önemli.” dedi.

Nilgün KAŞİFOĞLU RÖPORTAJI/22.01.2020

Haber/Fotoğraf: Şerife KUYU

eskal_user
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *